Değerli Türkiye ve Almanya ‘nın değerli bilişimcileri, değerli katılımcılar, değerli misafirler:
Öncelikle, Dünya’nın en büyük bilişim etkinliği olan ceBIT’de Türkiye’nin partner ülke olarak temsil edilmiş olması nedeniyle sevincimi belirtiyor ve teşekkür ediyorum. TÜBİSAD’ın bir önceki başkanı olarak Türkiye ve Almanya arasında Bilişim sektörü açısısından işbirliğinin kurulmasına çok büyük önem verdim. Almanya’nın güçlü Bilişim sektörü temsilcisi BITKOM ile ilişkilerin kurulmasına ve Türk ve Alman bilişim sektörlerinin arasındaki işbirliğinin artırılması için emek harcadım. Bugün bu noktaya gelmiş olmak bana büyük bir mutluluk veriyor.
“Türk-Alman işbirliği niye bu kadar önemli?” diye sorabilirsiniz. Avrupa’nın, en büyük ekonomisi, AB’nin lider sanayi ve teknoloji gücü olan Almanya ile son yıllarda hızlı bir büyüme gösteren, 12 yıl sonra, Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılında Dünya’nın ilk 10 ekonomisi içinde yer almayı hedeflemiş, genç ve dinamik Türkiye’nin işbirliğinden doğal ne olabilir?
Almanya Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı, ve Türkiye’nin ithalat yaptığı ülkeler sıralamasında da Türkiye’nin ana enerji tedarikçisi Rusya’dan sonra ikinci. Aramızdaki ticaret karşılıklı ve oldukça dengeli, yani iyi bir işbirliği örneği. Bu nedenle Türkiye için çok kıymetli. Türkiye’de yüzlerce Almanya kökenli dış yatırım var ve bunların Türkiye’nin kalkınmasına katkısı aşikar. Türkiye turizmde, tekstilde ve bugün makine sanayiindeki atılımlarını ilk önce Almanya ile başlattığı işbirlikleri sayesinde sağladı. Almanya’da büyük bir Türkçe konuşan nüfus yaşıyor, Türkiye’de de Alman dilinin bilinirliği oldukça yüksek. Türkiye’de turist denilince akla bir Alman vatandaşı geliyor.Yakında İstanbul’da bir Türk-Alman üniversitesi faaliyete geçecek. Toplumlar birbirlerini iyi tanıyorlar ve bugüne kadar birçok sektörde başarılı işbirlikleri geliştirmişler.
Tüm bu olumlu birikime karşın, maalesef Türkiye ile Almanya arasında bilişim konusunda işbirliği istenen düzeyde değil. Bu sektörde az temas yapmışız ve birbirimizi az tanıyoruz. Almanya Türkiye’nin gündeminde değil, Türkiye’de Almanya’nın. En azından bu birkaç sene öncesine kadar böyle idi. BITKOM’a, Berlin’e 2006 yılında geldiğimde Alman Bilişim sektörünün kendine partner olarak seçtiği ülkeler arasında Türkiye yoktu. Aynı şey Türkiye’de de geçerliydi. Gözler ya ABD’ye ya da Uzakdoğu’ya çevrili idi. Şimdi birbirimizi tanıma süreci içindeyiz, ve gördüğümüz kadarıyla da projeler arka arkaya sıralanmaya başladı bile.
Burada belirtmek istediğim birşey var : itiraf edelim ki, ne Türkiye ne de Dünya’nın en büyük ekonomik bölgesi ve en büyük pazarı olan AB bilişim sektörünün liderleri arasında değil. Sektör, ABD ile Uzakdoğu ve Hindistan arasında bölüşülmüş gibi görünüyor. Avrupa’nın liderlik etmiş olduğu mobil iletişimdeki liderlik de elden gidecek gibi görünüyor. Oysa benim profesyonel yaşamımın başladığı seksenlerin ortasında Avrupa’nın yüzlerce donanım ve irili ufaklı start-up yazılım firması vardı. Bu firmalar yerine Amerika’daki, Hindistan’dak firmalar devleştiler. Türkiye’nin de bilişimdeki fırsatları diğer bazı gelişmekte olan ülkeler gibi değerlendirebildiğini söyleyemeyiz. Bir “kaybet-kaybet” durumu var ortada.
Ancak, özellikle bu sektörde geçmişteki başarılara güvenerek, gelecek hakkında pembe resimler çizmek mümkün olamayacağı gibi, karamsar resimler de çizmemek gerekir. Bu sektör çok hızlı değişen, heyecanlı, yaratıcılığa ve inovasyona açık bir sektör. Örneğin, son zamanlarda teknolojinin çok geliştiği yaşam bilimlerindeki ağır regülasyonlar, moral sınırlar daha az bu sektörde. Bu değişim olanakları yeni girenlere birçok yeni fırsatlar sunarken, pazarın şu andaki liderlerine de korkulu anlar yaşatıyor.
Avrupa’nın geleceği için bilişimde başarılı olmalı ve bu sektörde liderliği tekrar ele geçirmeliyiz. Teknolojinin her gün önümüze getirdiği yeni fırsatları değerlendirmeliyiz. Son yıllarda, bilişimde de önemli atılımlar yapan, Türkiye’de bu resmin içinde olmak istiyor; olmalı. Avrupa’nın Türkiye’nin katkısına ihtiyacı var, Türkiye bu katkıyı vermeye hazır... Avrupa’nın bilişim atılımında “kazan-kazan” bir Almanya-Türkiye ekseni oluşturmak için çalışmalıyız.
Türkiye bilişim sektörü 2010 yılında büyümesini sürdürmüş ve 25 milyar doları aşmıştır. Bunun büyük bir kısımı iletişim servisleri olmakla birlikte iletişim servislerinin ağırlığının hızla sesten veri hizmetlerine kaydığı görülmektedir. Türkiye tüm ülkeyi saran sabit ve mobil geniş bant internet ağlarıyla, internet ekonomisine hızla adım atmıştır. Türkiye Dünya’nın en heyecanlı İnternet pazarlarından biri haline gelmiştir. Bu oluşumda genç ve dinamik nüfusun varlığı çok önemli bir rol oynamaktadır.
Türkiye’de internet pazarı ile ilgili bilgiler yayınlayan blog şirketi Webrazzi.com’a göre bugün 26 milyon Türk vatandaşı Facebook üyesidir ve Türkiye ABD, Endonezya ve Birleşik Kırallık’tan sonra Facebook’un dördüncü pazarıdır. MSN’de Dünya üçüncüsüdür. Türkiye’de Bankalar Arası Kredi Kartları Merkezi’nin (BKM) e-ticaretin 2010 yılında ulaştığı hacim de 10 milyar doları aşmıştır. Türkiye kredi kartlarının da çok yaygın kullanıldığı bir pazardır ve e-ticaretin 2011 yılında %40 büyüme göstermesi beklenmektedir.
Bu şaşırtıcı rakamlar artık tüm Dünya’nın ilgisini çekmiş ve Türkiye Internet Dünyası’ndaki yeniliklerin denendiği bir ülke olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Dünya’nın lider B2B platformu Alibaba.com Avrupa pazarına girişini Türkiye üzerinden yapmaya karar vermiştir. Bilişimde beklenen Türk-Alman işbirliği de internet sektöründe başlamıştır. XING’in Türkiye kökenli sosyal network sitesi cember.net’i satın almasının yanında, dünya’nın birçok başarılı internet girşimine yatırım yapmış bulunan Almanya kökenli risk sermayesi kuruluşu European Founders Fund Türkiye’de projelere yatırım yapmaya başlamıştır. Türkiye internet sektörü, bugüne kadar özlemini çektiğimiz, yerli veya yabancı girişimcisi, melek yatırımcıları, risk sermayesi, birleşmeler ve satınalmaları ile inovatif bir sektörün ekosistemini oluşturmuş görünmektedir.
Türkiye Internetin verdiği olanaklarla klasik sanayilerini hızla modernleştirmekte, yeni iş modellerine doğru hızla evrilmektedir. Türkiye’de internet ve mobil bankacılığın ulaşmış olduğu seviye Dünya’ya parmak ısırtacak düzeydedir. Ayrıca Türkiye’de yerli girişimciler tarafından geliştirilen yemeksepeti.com gibi İnternet tabanlı inovatif iş modelleri başka ülkelere de yayılmaya başlamıştır. Türkiye İnternet ekonomisinin parlayan yıldızlarından biri olacak gibi görünmektedir. Umarım bu fuarda bunların bazı örneklerini yakından görme fırsatını bulabilirsiniz.
Partner ülkenin Türkiye olduğu ceBIT 2011 ile artık Türk -Alman bilişim işbirliği geri döndürülemeyecek bir şekilde yola çıkmış bulunmaktadır. Türkiye ve Almanya çok uzun sürelerden beri birçok farklı sektörlerde çok başarılı işbirliklerini sürdürmüş olan biribirini iyi tanıyan uyumlu ve başarılı partnerlerdir. Türkiye ve Almanya arasında “kazan-kazan” bir iş ortaklığı sektörümüzü, Dünya’da özlediğimiz konuma kısa zamanda ulaştırabilecek potansiyele sahiptir. Gelin bunu vakit kaybetmeden gerçekleştirelim.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Tuğrul Tekbulut
Logo Grup Yönetim Kurulu Başkanı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder